Bu sınıfta XF'inki kadar çekici bir kabine sahip başka model yok. Bej ve kahverengi renklerin kombinas¬yonundan oluşan eski moda döşeme bile kabinin mükemmel tasarımına gölge düşürememiş. Alüminyumun yanında, geniş boşluklar ya deri ya da ahşapla kaplanmış. Mk2'den beri en çok ahşap kaplama kullanılan model olmasına rağmen hiçbir materyalde aşırıya kaçılmamış. Diğer yandan kabin farklı bir eğlence anlayışına da sahip. Otomobile giriş yapıldığında start düğmesi kırmızı yanıyor ve motor çalıştırıldığında havalandırma delikle¬ri yukarı doğru kıvrılarak açılıyor. Bu sırada, çevirerek vites seçimi yapılma¬sına izin veren dairesel vites topuzu saklandığı yerden dışan çıkıyor. Tüm bunlar düşündüğümüzden daha doğal bir şekilde gerçekleşiyor. Kabin, fonksiyonellik konusunda da en az tasarımı kadar başarılı. Orta konsola konumlandırılmış dokunma-tik ekranın kullanımı kolay ve birçok özellik (havalandırma, ses sitemi gibi) ayrı düğmelerle kontrol ediliyor. Bu kontrollerin kaplandığı metal görünümlü malzeme ve cam açma kapama düğmeleri belki de tasarımın en zayıf noktasını oluşturuyor ancak tüm bunları aydınlatan mavi ışık güzel görünüyor.
Diğer bütün dokunuşlar büyük bir başarıyla harmanlanmış. Ön kabin ışıklan ve torpido gözü parmağınızı üzerinde gezdirmenin yeterli olduğu dokunmatik düğmelerle çalışıyor ancak torpido gözü bazen açılmamak¬ta ısrarcı olabiliyor. Kompakt vites topuzu, bardak tutacakları için fazla¬sıyla alan bırakmış ve derin orta gözde güç soketiyle birlikte MP3 player'lar için bir de USB girişi bulunuyor. XF'in sınıfında lider olmadığı konu ergonomi. Sürüş pozisyonu başarılı ve ön koltuklar yeterli ancak dış tasa¬rımına baktığınızda arka yolcular için beklediğinizden daha geniş bir alanla karşılaşmanıza rağmen uzun boylu yolcular arka baş mesafesini yetersiz bulabilirler. Bagaj kapağı ve bagajın zemini de kullanışsız. Aynı Mercedes CLS'de olduğu gibi
Jaguar'ın da müş¬terileri böyle küçük detaylara takılmı¬yor çünkü bu otomobilleri satın alırken mantık kadar duygular da büyük rol oynuyor.